Saturday, November 6, 2010

Henry Mancini Efsanesi


Siz de benim gibi film müziklerinin kurduysanız, Henry Mancini'yi mutlaka bilirsiniz.

Kaç kere Grammy almıştı? O kadar çok ki, sayısını zaman zaman kendisi bile unutmuştur bence! (Evet şimdi kontrol etmek için baktım da 20 taneymiş! Ayrıca Grammy Yaşam Boyu Başarı Ödülü ve Akademi Ödülleri de var!)

Pembe Panter'e "The Pink Panter Theme" ile hayat veren adamın ta kendisidir aslında Enrico Nicola Mancini. Öyle canlı hale gelmiştir ki o bildiğimiz melodi ile Pembe Panter, ne zaman bir yerde kulağımıza o müzik çalınsa aklımıza Inspector Clouseau gelir. Dedektif moduna geçeriz, yürüyüşümüz bile değişir..

Romeo ve Juliet için yazmış olduğu Love Theme bir dönemin aşk müziği olup çıkmıştır. Yeşilçam yönetmenleri her türlü duygusal sahnenin arkasına bu temayı koyar olmuş.. o dönemin insanları ne zaman bu müziği duysa içleri kan ağlamış.. hüzünlü ama mağrur Cüneyt Arkın ile, yorgun ve aşık Filiz Akın'ı akıllarına getirir olmuş mesela.

Gerçekten bir dönemi oldukça etkilemiş bir müzisyenden bahsediyorum. Evet, çoğunlukla film müziği yapmıştır. Ama o filmler, Mancini'nin müzikleri sayesinde etkilemiştir tüm dünyayı. Tabuları yıkmıştır, çünkü; görsele tapan dünyaya, işitsel etkileyiciliği ispatlamıştır!

Bir Moon River'ı vardır ki.. O çok sevdiğim Audrey Hepburn filminin müziğidir. Dönemin meşhur sanatçılarının her birinin seslendirdiği, bir hit, bir standart haline gelmiştir. Hâlâ etkileyici, hâlâ vurgulu ve hâlâ taptaze kalabilen bir eser meydana getirerek dünyaya verebileceği en güzel hediyeyi vermiştir bana göre Henry Mancini, Moon River ile...

oh dream maker.. you heart breaker! whereever you're going I'm going your way..

Oscar'ı bu eseri ile almıştır. Breakfast at the Tiffany's Moon River ile daha da unutulmaz olmuştur. Hele ki, Audrey Hepburn'ün o buğulu, toy fakat bir o kadar da etkileyici sesiyle Moon River'ı söylediği sahne yok mu!? Ah, işte o sahnede kim rüyalara dalmaz ki!? Buyurunuz o sahne:



İşte böyle bir müzisyen, Henry Mancini.. Sayısız filme temel olmuş, etkileyici notaların babası! Cleveland, Ohio doğumlu bir Amerikalı olarak görünse de, İtalyandır O yahu! Her şeyiyle İtalyan! Tutkusuyla İtalyan, sözleriyle İtalyan, vurgularıyla İtalyan.. (bknz. İtalyan=çekici)

Julliard'da bir sene okumuş ve bir çok meşhur müzisyen gibi okulu bitirmeden bırakmıştır (orduya yazıldığı içindi sanırım). Fazla zekidir. Bir müzisyende başarıyı yakalayabilecek her türlü donanıma sahiptir kısacası. Bu sebeple Universal Picture onu müzik departmanının başına geçirerek o dönemde altın yumurtlayan tavuğu bulmuş kadar hayırlı bir iş yapmıştır! Peş peşe filmlerle gelen peş peşe müzikler, temalar... MGM de nasibini almıştır bu altın yumurtalardan.. Peter Gunn Theme ile mesela.

Sunflower, Baby Elephant Walk, Charade, The Days of Wine and Roses... ve daha sayamadığım niceleri ile aklıma kazınmış efsane bir adamdır Henry Mancini. Mutlaka bilinmesi hatırlanması gereken evladiyelik müziklerin yaratıcısı... Bir daha onun gibisi gelebilir mi acaba?

Ya da gelirse ben görebilir miyim ki?

No comments:

Post a Comment