Thursday, June 30, 2011

Somewhere Only We Know


Bugun, haftanin derslerini bitirdikten sonra fotograf makinemi alip kendimi Cambridge sokaklarina vurdum. Bir suru fotograf cekerim diyordum ki, birden karsima Harvard Square Theatre cikti. Ve ustunde kocaman Cars -hastasiyim!- animasyon filminin afisi! (Ustelik 3D!) Neyse lafi uzatmiyorum, bi solukta kendimi elimde misirla filmi izlerken buldum.

Film baslamadan once, Turkiye'deki adet gibi, uzuun, upuzuuun bir reklam bolumu izledik. Gelecek program, yeni filmler, ev araba reklamlari vesaire vesaire ile tam sikintidan patlayacaktim ki, karsima Winnie The Pooh fragmani cikti! Filmi geliyormus! Cocukluk anilarimi gozumun onune dusuruveren Winnie'yi gorunce, gozlerim dolu dolu bir sekilde "Yuppi!" deyiverdim. Tum salon benim gibi duygulanmisti. Fakat bir kac saniye sonra fragman harika bir muzikle devam etti: Somewhere Only We Know!

Kucuklugumun o ilik ve samimi anilarina bogulmus, Winnie'yi ne kadar ozledigimi animsarken dusunuverdim; bu film icin secilebilecek daha iyi bir "soundtrack" olamazdi!

Allahim, bu sarkiyi ne kadar, ne kadar, ne kadar cok seviyorum ben!

BritPop gruplarinin yuzde doksanina hayranim. Cogu zaman Brtitish olduklarini duymak bile yetiyor. Fakat Keane'in yeri cok ayri yahu!

Hasili, filmi izledim. Cok guldum. Cok eglendim. Salondan ayrilip bir kac fotograf daha cektim sokaklarda. Biraz yuruyus yaptim. Odamdayim simdi. Lakin...

Lakin aklim hala o sarkida! Caliyor icimde bir yerlerde. Hic durmayacakmis gibi, uzun suredir gormedigim bir dost gibi sicacik sesleniyor.

Aslinda bu grubun her parcasinin her kelimesi beni cok ama coook uzakta bir yerlere goturuyor. Sicak, sakin, yesil bir yerlere, bildigim, tanidik yerlere. Hep dinleyip, hep gidesim var oralara. Winnie ile Tiger'in oldugu diyarlara. Tipki kucuklugumde oldugu gibi. Tom Chaplin'in sesi kulagimda:

And if you have a minute, why don't we go

Talk about it somewhere only we know?
This could be the end of everything
So why don't we go somewhere only we know?
Somewhere only we know..

Wednesday, June 15, 2011

Anti Kahraman Kadin

Olay sarkilar ve olay kliplerin sahibi. Her turlu otoriteyle kavgali. Asi. Kovulmayi (aforoz edilmeyi) yasam tarzi belirlemis. Dinlenmek ve yaslanmak nedir bilmez. 2 numara olmayi asla sindiremeyen, skandallari siradanlastiran. Italyan. Anti kahraman. Madonna.

Hirs kupu, basari abidesi bu kadin neredeyse 3 kusaktir kendini dinletiyor. Insanlari kendinden konusturuyor, zirveden hic bir sekilde inmeyecegini haykirircasina yaslanmiyor, enerjisinden bir gram kaybetmiyor.



Gecen gun alma kararini verdigim Celebration albumunu dinlerken tam olarak bunlari dusundum. Su an ben nasil Love Profusion'u dinliyorsam, annemle babam da Like A Virgin, La Isla Bonita, Vogue gibi sarkilarini dinledi zamaninda.

Donem donem, belli kisilikleri uzerinde bir elbise gibi tasiyan bu kadin kitleleri pesinden bu sekilde surukleyebilmis. Elbise degistirir gibi dis benligini degistirmis. Kimi zaman bir seks ikonu, bazen asi, masculin ve Italyan genc, kimi zaman duzene bas kaldiran, ozgurluk ve esitlik icin bagiran bir protest, hatta bazen de herkesin sevgilisi efsanevi lady Eva Peron.

Bunlardan hangisi Madonna'ydi? Bu soruyu ne kadar cok sorduk bilinmez. Belki de hepsiydi, ya da hic biriydi. Madonna'ya dair emin oldugum karakteristik tek ozellik "hirsli ve guclu" olmasi. Bana gore su ana dek pop tarihinde yer edinecek harika sarkilara imza atmis. Unutulmayacak sozler yazmis, besteler yapmis fakat ne yaptiysa hep en iyisini, en farklisini yapmaya calismis..Her zaman en iyilerle calismayi prensip edinmis. Bu titizligiyle kazandigi her basariyi sonuna kadar haketmistir. Iste, bana gore Madonna Louise Ciccone'yi Efsanevi Madonna yapan ve 58 dogumlu olmasina ragmen su an bile hala onu dunyanin dort bir tarafinda dinleten sey de budur!

Vatikan onu istedigi kadar aforoz etsin, Like a Prayer yapilmis en muhtesem sarkilardan biridir ve klibinde verilmek istenen mesajlar da oldukca zekicedir.


Teenage Pregnancy uzerine su ana dek milyon tane sey soylenmistir, fakat hic biri Papa Don't Preach kadar herkese ulasamamistir. Klibindeki "Italians do it better!" mesaji ve sarkinin introsu hep icimi bir hos yapar. Vogue gibi bir sarki ve klibi hala bir efsanedir, Lady Gaga istedigi kadar cabalasin, Madonna'nin buradaki ihtisaminin yanina bile yaklasamayacaktir.



American Life gibi protest bir sarki ile Bush ve yonetimine kim onun gibi ayar verebilmistir ki? Hele ki La Isla Bonita... Ray of Light gibi bir album bir daha gelmeyecektir belki de! Music, Hung Up, Celebration, 4 Minutes tartismasiz bir sekilde su ana dek yapilmis dans muziklerinin en iyileri arasinda.

Insanlarin tabulastirdigi her seye dokunup bozmayi gorev edinmis bu anti kahraman Italyan kadin, ne yaparsa yapsin en iyisini yapmaya bu kadar cabaladigi icin belki de "tum zamanlarin en cok kazanan kadin sanatcisi" olarak tarihe gecti. Yaptigi evlilikler, bosanmalari, evlatliklari ya da cocuklari, skandal hareketleri. Hicbiri umrumda degil. Bir suru nefret edeni olsa da, isini bu kadar kaliteli yaptigi icin ona hep hayran olarak kalacagim. En az dinledigim muzik turu olan POPa deger katan, on dislerinin arasindaki kilometrelik mesafesi bile karizmatik olan bu kadina saygi duyuyorum.


Albumlerin her biri yapimci yonunden, artwork kismina kadar kaliteli, saygi duyulasi. Ozellikle Confession on a Dance Floor album kapaginin (yukaridaki resim) gorselligine hayranim!

Hakkinda kim ne derse desin, gelecek kusaklar onu, su yasadigimiz donemlerin efsanevi pop kralicesi olarak hatirlayacak! Ben de onu en cok su videosundaki ihtisami ile hatirlayacagim:

Vogue - Madonna