
Bugun, haftanin derslerini bitirdikten sonra fotograf makinemi alip kendimi Cambridge sokaklarina vurdum. Bir suru fotograf cekerim diyordum ki, birden karsima Harvard Square Theatre cikti. Ve ustunde kocaman Cars -hastasiyim!- animasyon filminin afisi! (Ustelik 3D!) Neyse lafi uzatmiyorum, bi solukta kendimi elimde misirla filmi izlerken buldum.
Film baslamadan once, Turkiye'deki adet gibi, uzuun, upuzuuun bir reklam bolumu izledik. Gelecek program, yeni filmler, ev araba reklamlari vesaire vesaire ile tam sikintidan patlayacaktim ki, karsima Winnie The Pooh fragmani cikti! Filmi geliyormus! Cocukluk anilarimi gozumun onune dusuruveren Winnie'yi gorunce, gozlerim dolu dolu bir sekilde "Yuppi!" deyiverdim. Tum salon benim gibi duygulanmisti. Fakat bir kac saniye sonra fragman harika bir muzikle devam etti: Somewhere Only We Know!
Kucuklugumun o ilik ve samimi anilarina bogulmus, Winnie'yi ne kadar ozledigimi animsarken dusunuverdim; bu film icin secilebilecek daha iyi bir "soundtrack" olamazdi!
Allahim, bu sarkiyi ne kadar, ne kadar, ne kadar cok seviyorum ben!
BritPop gruplarinin yuzde doksanina hayranim. Cogu zaman Brtitish olduklarini duymak bile yetiyor. Fakat Keane'in yeri cok ayri yahu!
Hasili, filmi izledim. Cok guldum. Cok eglendim. Salondan ayrilip bir kac fotograf daha cektim sokaklarda. Biraz yuruyus yaptim. Odamdayim simdi. Lakin...
Lakin aklim hala o sarkida! Caliyor icimde bir yerlerde. Hic durmayacakmis gibi, uzun suredir gormedigim bir dost gibi sicacik sesleniyor.
Aslinda bu grubun her parcasinin her kelimesi beni cok ama coook uzakta bir yerlere goturuyor. Sicak, sakin, yesil bir yerlere, bildigim, tanidik yerlere. Hep dinleyip, hep gidesim var oralara. Winnie ile Tiger'in oldugu diyarlara. Tipki kucuklugumde oldugu gibi. Tom Chaplin'in sesi kulagimda:
And if you have a minute, why don't we go
Talk about it somewhere only we know?
This could be the end of everything
So why don't we go somewhere only we know?
Somewhere only we know..

No comments:
Post a Comment