Sabahları onun müzikleri ile uyandığım zaman kendimi inanılmaz enerjik hissediyorum. Hoplayarak yataktan kaldırıyor insanı, dansederek kahvaltınızı hazırlıyorsunuz, hızla üstünüzü değiştiriyor ve kendinizi şans iksiri içmiş kadar kıpır kıpır ve yenilmez hissediyorsunuz. Sonra kendi kendinize mırıldanıyorsunuz "bugün hiçbir şey ters gitmeyecek!"
Nasıl yapıyor peki bunu bu adam? Bir gitar sesi, insanı nasıl bu kadar neşelendirebiliyor? Nasıl oluyor da, beni bile tüm kaygılarımdan kurtarıyor? Kim bu adam?
Bence gelmiş geçmiş en büyük caz gitaristi, "virtüöz" kelimesinin tam karşılığı, sigara içişine hayran olduğum tek kişi, sol elinin son iki parmağını kullanamamasına rağmen inanılmaz derecede hızlı sololar atabilen efsanevi adam... Django Reinhardt! Öyle etkili, öyle yeri büyük ki, sürüsünce müzisyene, sanatkara ilham kaynağı olmuş birisi!
Neşelendiren, müziğiyle enerji dağıtan adamdır o. İsmi, caz tarihinde kocaman harflerle, en kıyak köşeden sırıtır bizlere. Keşke dedem olsaydı dediğim biridir kendisi, nedendir bilmem. Sigara kullanmam ama cennete gidersem kendisiyle karşılıklı tüttüreceğim tek kişidir o. (Belki de o ince bıyığı yüzünden dedemin gençliğine benzetiyorum kendisini... ya da resimlerindeki o havalı duruşundan dolayı kendisiyle bir kan bağım olsun istiyor da olabilirim.)

Sıcaktır müziği. Zaten swing, doğası gereği insanda dansetme isteği uyandırır. Fakat bu tür, Django ile çok daha fazla enerjiktir, duygusaldır. Çingenelerin o kendilerine has kültürünü cazla yoğurup bambaşka bir stil çıkartmıştır ortaya Stephane Grappelli (keman) ile beraber. İkilinin yaylılar ve telli çalgılarla kurdukları "The Quintette du Hot Club de France" hem Avrupa'yı hem de cazın memleketi Amerika'yı sallamayı başarmıştır. Neredeyse tüm Big Band eserlerini kendi stillerine göre yorumlamışlardır. Ayrıca Django, Minor Swing, Djangology, Nuages gibi tanınmış eserlerin bestekarıdır.
Belçikalı bir çingene olarak Swing Dönemi içerisinde kendine kocaman bir yer açmış bir müzisyendir. Asıl ismi Jean Reinhardt olsa da, "I awake" ("Uyanık") anlamına gelen takma ismi "Django" ile ünlenmiştir. Belki de bu sebeple sabahları onun müziği kulağıma değdiğinde hemen uyanıveriyorum. (İsimler kişiyi yansıtır, evet.)
Louis Armstrong'dan etkilenip cazla haşır neşir olmaya başlamış ve ortaya harika şeyler çıkartmıştır. Sol elinin iki parmağını kullanamamasının o meşhur sebebine gelelim mi? (Django hakkında yazılan her yazının klişesidir bu olay.) Yaşadığı bir talihsizlik, Django'yu gelmiş geçmiş en farklı gitarist yapan şeydir aslında. Şöyle ki, sol elinin yüzük ve serçe parmağı, yaşadığı karavanda yangın çıkması sonucunda ciddi manada yaralanmış ve kullanılamaz hale gelmiştir. Hem de henüz 18 yaşındayken... Yani hayallerin yıkıma uğramaması gereken bir yaştayken. Fakat bir gitarist için bu kadar önemli iki parmağın işlevsiz kalması onu yıldırmamış ve uzun çalışmalar sonucu geliştirdiği yeni tekniğiyle eskisi kadar iyi solo atmayı başarabilecek hale gelmiştir. Hatta, şöyle söyleyelim bence, öyle bir teknik geliştirmiştir ki, iki parmağını daha kullanabilseydi, neler yapacaktı düşünemiyorum, aklım almıyor. Aşağıdaki video sonlara doğru nasıl gitar çaldığını gösteriyor bizlere. (video son derece esprili bu arada)
Hareketli geçen özel hayatın sorumlulukları, yapılan sık seyahatlarin yoruculuğu, İkinci Dünya Savaşı'nın sıkıntıları ve daha başka olumsuzluklar ömrünü törpülemişti belki de. Çok erken diyebileceğimiz bir yaşta, 43 yaşında, gidivermiş bu dünyadan, gitarını da yanına alıp... Eğer birazcık daha enerjisi olabilseydi, koskoca bir dünya savaşını bitirebilirdi onun müziği. Kalıbımı basarım bitirebilirdi!
Şimdi sizi bazı güzel müziklerle başbaşa bırakayım ve gidip Woody Allen'ın Django Reinhardt'tan ilham alarak başkahramanını oluşturduğu filmi Sweet and Lowdown'u tekrar izleyeyim. Sean Penn, Django kılıklı bir caz müzisyenini çok iyi canlandırıyor aslında. Emmett Ray adındaki caz müzisyeni kendisini dünyanın en iyi ikinci caz gitaristi olarak tanıtmaktadır (Birincisi Avrupalı Django Reinhardt'dır). Eğlenceli bir film, siz de izleyin derim.
Buyrun efendim, Django'ya dair dinlenesi şeyler (Youtube Sağolsun!):
Ayrıca meraklısı var ise, Django Reinhardt ve Gypsy Jazz üzerine okunabilecek harika makaleler var burda: http://www.hotclub.co.uk/
No comments:
Post a Comment