Friday, January 21, 2011

Reckoner

Reckoner, hayatimin sonuna kadar bikmadan Radiohead dinleyecegimin garantisidir. Muzigin tanrisal tinilara ulasabildigini dusundugum uc bes eserden birisidir. Insani bambaska dusuncelere, adim atilmamis fikirlere surukler.

In Rainbows albumunde yedinci sirada. Daha baska versiyonlari da varmis ama In Rainbows versiyonu apayri! Ilk dinledigimde soka girmistim. O an dusunebildigim tek sey bu sarkinin gelmis gecmis en sofistike sarki olduguydu. Baskin perkusyonlariyla size oyle bir ritim duygusu verir ki, hem cok yabancisinizdir bu ritme, hem de cok tanıdıksınızdır. Rahatsiz olmakla, tatmin olmak arasinda gidip gelirsiniz o zil sesleriyle.

Beni bu sarkida buyuleyen ikinci dehsetengiz sey ise yumusacik gitar rifleridir. "Thom Yorke, sen bir dahisin!" diye cigliklar atarken icimden, "bir sarkiya sefkat duygusu katabilmenin yolu varmis demek ki" diye dusunurum saskin saskin her dinleyisimde. Thom Yorke bu sarkiyi yaparken RHCP gitaristi John Frusciante'nin etkisinde oldugundan bahsetmisti yanilmiyorsam. Zaten, RHCP'yi bana gore sevilebilir kilan seylerin yuzde doksani John Frusciante'ye aittir. Onun "airy" gitar melodilerine Reckoner'da da rastliyoruz.

Sarkinin sonuna dogru duydugumuz yaylilar da Jonny Greenwood'un alamet-i farikasi. Mucizenin sonuna mucizevi bir bitiris.

Bikmiyorum bu sarkidan. Bikamiyorum. Senelerdir, ipodumda silinmeyen tek sarki. Gercekten kendi AYima yapacagim her yolculukta dinledigim sarki. Benim yolculuk sarkim! Her dinleyiste ayni siddetle sarsilir mi bir insan!? Ben sarsiliyorum.





(Ayrica canli olarak en basarili buldugum performans icin: Reckoner - Radiohead (From the Basement))

No comments:

Post a Comment